Define

Burası Definecilerin Mekanı :)

Büyülü define var mı?

Halk arasındaki söylencelerde ‘büyülü defineler’ diye bir inanış vardır. Bu definelere, kimsenin ulaşması mümkün değildir. İnanışa göre eğer o definenin yerini tespit edip çıkartmak istiyorsanız, ya ermiş bir hocaya ya bir medyuma ya da o definenin üzerindeki büyüyü bozacak birisine ihtiyacınız olacaktır. Definenin bulunduğu yer, size ya kül şeklinde ya bir yılan veya değişik şekillerde görünebilir. Bunun için yapılması gereken o büyünün bozulduktan sonra definenin oradan alınmasıdır. Peki ‘büyülü’ diğer bir deyişle ’sahipli’ definelerin üzerindeki esrarengiz olay nedir? Büyülü defineler nasıl bozulur? Ne yapmak gerekir? İnanması güç ama, mutlaka size bir büyülü define hikayesi anlatılacaktır. ‘Ben gözümle görmediğim şeye inanmam’ diyenlere ise define arayanlar şöyle yanıt veriyor: ‘Eğer, gerçekten siz cinler alemine inanıyorsanız, büyülü defineye de inanmanız gerekir. Kur’an’daki ayetlerde büyü kelimesi geçer, fakat büyü yapmak haramdır. O zaman büyü varsa, büyülü define niye olmasın?’

Define yüzünden savaş çıkacak!

Dört milyar dolarlık yüküyle 1694′te Cebelitarık’ta batan Sussex adlı gemi, İngiltere ve İspanya arasında krize neden oldu. İki ülke de definede hak iddia ediyor.

765 metre derinde
1694′te dört milyar dolarlık yükle Cebelitarık’ta batan savaş gemisi Sussex, İngiltere ve İspanya arasında krize neden oldu. Bugüne kadar kimsenin çıkaramadığı hazineye ABD’li bir şirket ulaşınca, iki ülkenin arası iyice açıldı. İspanya hazinenin kendi karasularında olduğunu iddia etti. İngiltere ise İspanya’nın hak talebine, Sussex’in İngiliz gemisi olmasını göstererek itiraz etti.

ABD’Lİ ŞİRKET ÇIKARACAK
İSPANYA uluslararası arenada, 10 ton altın ve 100 külçe gümüşten oluşan gemi enkazını çıkarmaya çalışan Odyssey şirketinin faaliyetlerini durdurmaya uğraşıyor. Cebelitarık’a hükmeden İngiltere’nin hazineyi çıkarmak için ABD’li bir şirketle anlaşması, İspanya yönetimini çileden çıkarıyor. Yetkililer, Sussex’in dünyanın en değerli hazinesi olduğunu söylüyor.

Atlantik’te define avı

Polis ve uluslararası uyuşturucu mafyası, Roddy McLean adlı kaçakçının ölmeden önce Azor Adaları’nın açıklarına gömdüğü sanılan 10 milyon sterlinlik esrarı arıyor.

Konteynerin İçinde
Uluslararası uyuşturucu mafyası hummalı bir şekilde, Atlas Okyanusu’nda ‘define’ arıyor. İngiliz uyuşturucu kaçakçısı Roddy McLean’in ölmeden kısa süre, Azor Adaları’nın açıklarına 10 milyon sterlin değerinde (Yaklaşık 25 milyon YTL) esrar sakladığına inanılıyor. Bir dönem İngiliz Gizli Servisi MI5 için casusluk yapmakla da suçlanan ‘Temel Reis’ lakaplı McLean’in esrarı, su geçirmez konteynerler içinde denize attığı düşünülüyor.

İpucu Kitapta
Polis ve mafya, Roddy McLean’in hayatını anlatan ‘Cut-Throat’ adlı kitapta, esrarın saklandığı yer hakkında ipuçları bulunduğuna inanıyor. McLean’in yeğeni tarafından yazılan kitaptaki ‘İpucunun yardımıyla hazinemi bulacak ve Fas’ın çok iyi korunmuş üç tonluk nadide parçasına sahip olacaksın’ cümlesi, dikkat çekiyor. Kitabı yazan Wayne Tallon ise, esrarın gömüldüğü yeri bilmediğini söylüyor.

Define merakı Türkiye’yi sardı

Kolay yoldan zengin olmak isteyenler, define peşine düştü. Tonlarca altın bulunduğu iddiasıyla Konya’da bir mağara ile Edirne’de Belediye Binası’nın bahçesi kazıldı. Önceki gün de Bartın’ın Amasra İlçesi açıklarında binlerce altın ve gümüş sikkeyle battığına inanılan bir Osmanlı gemisinin çıkarılması için planlar yapıldığı gündeme geldi.

Benzeri bir gelişme bugünlerde Adana’da yaşanıyor. Kıbrıs Rum Kesimi’nin eski liderlerinden Makarios’un da doğum yeri olduğu iddia edilen Feke İlçesi’nin Gürümze Köyü’nde, Niğdeli Bayram A., Müze Müdürlüğü’nden ruhsat alarak, 120 metrekarelik alanda define kazısı başlattı. Bayram A.’nın, Kurtuluş Savaşı sırasında Gürümze Köyü’nde çıkan çatışmada bir kız çocuğu dışında tüm Rumların öldüğü, hayatta kalan ve daha sonra İstanbul’a yerleşen kızın ise savaştan hemen önce köyde ‘Yedi katır yükü altın gömüldüğü’ yolundaki anlatımından yola çıkarak köyde kazı yaptırdığı öğrenildi. Jandarma ve Müze Müdürlüğü personeli nezaretinde yapılan kazıyı sekiz işçi yürütüyor. Bayram A. kazdıkları yerde gömüye rastlamamaları halinde yeni ruhsatlar alarak başka bölgelerde de arama yapacaklarını söyledi.

Sultanahmet’te define aradılar

Sultanahmet’teki tarihi mezar içinde define arayan 4 kafadar yakayı ele verdi. Eminönü’nde geçtiğimiz ay meydana gelen olayda, Tavukhane Sokak üzerindeki tarihi mezardan sesler geldiği ihbarı alan polis, Muhammet Ö., Eyüp Ö., İrfan Y. ve Ramazan Ç.’yi gözaltına aldı. Yapılan aramada, mezarın 2 metrekarelik bölümünün kazıldığı tespit edilirken, levye ve bir çapa ele geçirildi. Sorgulanan define avcıları, ilk ifadelerinde, altın ya da tarihi eser bulabilecekleri duyumu almaları nedeniyle mezarı kazdıklarını itiraf etti. Adliyede suçlamaları reddeden zanlılar, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Ancak dosyayı kapatmayan savcılık, zanlılar hakkında, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet suçundan 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı. Ali OKTAY / İSTANBUL

Ahtapottan define çıktı

GÜNEY Kore’de Japon denizinde avlanmakta olan Koreli balıkçı Kim Yong-Chul, ağlarına takılan bir ahtapotun solungaçları arasında 12’nci yüzyıldan kalma çok değerli çanak çömlek parçaları buldu. 900 yıllık parçaların Koryo Hanedanlığı zamanında kraliyete ait batan bir gemiden deniz dibine dağılmış olabileceği açıklandı

Definenin böylesi görülmedi

Define avcıları İngiliz korsanların bundan 300 yıl önce sakladığı 10 milyar dolarlık İnka altınlarının peşinde

Bir grup bilimadamı Pasifik Okyanusu’ndaki bir adada dünyanın en değerli korsan definesini arıyor. Dünyanın en tanınmış define avcılarından Hollandalı Bernard Keiser’in başkanlığındaki ekip aradıkları hazinenin değerinin 10 milyar dolar olduğunu tahmin ediyor.

Hazinenin ünlü korsan George Anson tarafından 1716 yılında Şili kıyıları önündeki Robinson Crusoe adasına saklandığı rivayet ediliyor. Efsanevi hazine, İnkaların altınlarından oluşuyor. George Anson bu hazineyi, onu İnkalar’dan çalan İspanyollardan ele geçiriyor. İspanyol gemileri hazineyi geri alabilmek için bütün denizlerde Anson’ın ve gemisi ‘Unicorn’un peşine düşünce de saklamak için bu adaya gömüyor.

Robinson Crusoe adası yüzyıllar boyunca korsanların üssü olmuş. Adaya yanaşan korsanlar burada gemilerini tamir etmiş ve taze su depolamış. 1704 yılında İskoçyalı korsan Alexander Selkirk, kaptanıyla münakaşa edince ceza olarak adaya bırakılmış. Selkirk adada 5 yıl tek başına yaşam savaşı vermiş. Selkirk’in hatıraları Daniel Defoe’yüa ünlü romanı Robinson Crusoe’yu yazmak için esin kaynağı olmuş. Adaya 1966 yılında bu nedenle ‘Robinson Crusoe’ adı verildi.

Define avcıları eğer aramalarında başarılı olurlarsa, İnkalar’ın altınının dörtte birine sahip olacaklar. Definenin geri kalan kısmı aramalara izin veren ve sürekli kontrol altında tutan Şili hükümetine gidecek.

Allianoi kazısında define heyecanı

İZMİR’İN Bergama ilçesi yakınlarında, Yortanlı Barajı’nın suları altında kalacak Allianoi Antik Kenti’ndeki kurtarma kazısında altın sikkeler bulundu. Allianoi Kazı Heyeti Başkanı Doç. Dr. Ahmet Yaraş şunları söyledi: “Kazı çalışmasında, Geç Roma Çağı’nda İmparator Focas dönemine ait 8 altın sikke bulundu. Son derece iyi korunmuşlar. Bu sikkelerden 1998 yılında 10 adet, 2001 yılında 1 adet bulunmuştu. Bugüne kadar Bergama Müzesi’ne envanterlik ve etütlük değerde toplam 11 binin üzerinde gümüş ve bronz sikke teslim edildi.”

Tarihi havuzda define avı

Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Koruma ve Güvenlik Müdürü’nün, Halkalı’daki Roma’dan kalma Kleopatra havuzunda kompresörlerle define aradığı iddia edildi.

Halkalı’da Roma döneminden kalma ve Kleopatra’nın süt banyosu yaptığına inanılan havuzun da bulunduğu tarihi bölge, geçmişte defalarca define avcılarının talanına maruz kaldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi 20 yıl önce tarihi bölgeyi yanıcı ve patlayıcı maddelerin depolandığı 350 dönüm arazinin sınırları içine katarak koruma altına aldı.

İTFAİYE ERİ FARKETTİ

Ancak bu defa da bizzat bir belediye çalışanının, söz konusu bölgede define aradığı iddia edildi. İddiaların göbeğindeki isimse, 15 gün önce bir gece yarısı dev kompresör ve projektörlerle havuzun ortasını kazdığı öne sürülen İBB Kontrol Daire Başkanlığı’na bağlı Koruma ve Güvenlik Müdürü İsmail Özbek. Depoların bulunduğu alana zaman zaman denetim için gelen İsmail Özbek, havuzun altında üç ton altın bulunduğu söylentilerine dayanamayarak kazı yapmaya karar verdi ve iki gün boyunca aramalarını sürdürdü. Yine iddiaya göre yanıcı maddeler nedeni ile itfaiye teşkilatından da bir ekibin nöbet tuttuğu kurumda görevliitfaiye eri Sezgin Şen, olayı fark ederek merkeze bildirdi. Bunun üzerine kazıyı durduran müdür hızla çukuru kapatarak havuzu yeniden suyla doldurdu. Olayın ardından zabıta müdür yardımcılığına atanan Özbek’in daha önce de mezarlıklar müdürlüğünde görevliyken, sahipsiz mezarları başkalarına satmaktan dolayı disiplin cezası aldığı öğrenildi.

‘İFTARA GİTMİŞTİM’

Olayla ilgili yürütülen soruşturma sonucunda olay gecesi görev yapan güvenlik görevlisi Bayram Aksoy sorumlu bulunarak kendisine uyarı cezası verildi. Özbek’in yerine ise Mehmet Comcuoğlu müdür olarak atandı. Müdür İsmail Özbek ise iddiaları yalanlayarak söz konusu gece, olay yerine denetleme ve iftara katılmak amacıyla gittiğini belirtti. Özbek “İftardan sonra oradaki görevli arkadaşlardan biriyle havuzun etrafında gezerken, bazı arkadaşları havuzun içinde gördüm. ‘Orada ne yapıyorsanız hemen kapatın, çünkü yasal değildir’ dedim. Kontrol daire başkanına da gerekli bilgileri verdim. Ben görevimi yaptım, bir kabahatim yok “diye konuştu.

Define nedir ?

Yere gömülmüş değerli mallar.Fıkıh literatüründe “kenz” olarak nitelendirilen, gömülü bulunduğu yerden çıkarılan ve sahibi bilinmeyen altın gümüş paralar, silâhlar, aletler, ev eşyaları… gibi mal ve eşyaya verilen isim. İslâm fıkhına göre defineler üçe ayrılır: 1- İslâmî defineler: Üzerinde herhangi bir İslâmî işaret bulunan, diğer bir ifade ile, üzerinde kelime-i şehadet gibi bir yazı, bir işaret, bir simge taşıyan ve müslümanlara ait olması kesin olan ve yer altından çıkarılan paralar ve eşyalar. 2- Cahiliye devri defineleri: Üzerinde İslâmî olmayan bir simge, bir işaret, bir yazı… vb. belirleyici özellik bulunan, meselâ, İslâm öncesi milletlere ait tanrıların resimleri veya müslüman olmayan hükümdarların birinin resmi bulunan ve gömülü halde bulunan paralar veya diğer eşyalar.

3- Müştebeh defineler: Üzerinde belirleyici bir işareti veya simgesi, nakşı, baskısı karışık olduğundan, bulunan bu definenin müslümanlara mı, yoksa müslüman olmayan milletlere mi ait olduğu bilinemeyen veya anlaşılamayan gömülü halde bulunan para ve diğer eşyalara denir. (Ö. N. Bilmen, Hukuk-ı İslâmiyye ve Istılahâtı Fıkhıyye Kamusu, IV, 75-76)

İslâm’da tanımlarını verdiğimiz defineler, beytü’l-mâl*’in gelirleri arasında yer alır. Bu defineler, yukarıdaki kısımları ile, bu defineleri bulana ve bulunduğu yere göre hazineye belli miktarı devredilir. Söz konusu olan defineler fıkıh kitaplarında madenlerin hükmüyle beraber ele alınırlar. Hatta her iki grup da, yer âltında gömülü olup, sonradan çıkarıldıkları için, define ve madenlere beraberce “rikâz” diyenler vardır (Şeyhî-Zâde, Mecmeu’l-Enhur, İstanbul 1301, l. 405). Dolayısıyla ister öşür arazisinde, ister haraç arazisinde bir müslüman veya müslüman olmayan fakat İslâm diyarında yaşayan ve adına “zımmî” denilen kişilerce bulunup eritilebilen madenler ile, bir zamanlar müslüman olmayanlar tarafından gömülmüş defineler, miktarlarının azlığına veya çokluğuna bakılmaksızın vergiye tabi tutulmuşlardır.

Alınan vergi oranları da şöyledir: Bir müslüman veya zımmî, ateşte eriyebilen altın, gümüş, bakır… vb. madeni bulduğunda bunun beşte birini hazineye devreder; geri kalan kendisine ait olur. Bunları bulan kişinin müslüman, veya zımmî, hür veya köle, çocuk veya bâliğ, erkek veya kadın olmasında fark yoktur. Bu hüküm sahipsiz bir arazide bulunan madenler içindir. Fakat madenin bulunduğu arazinin sahibi varsa bulunan madenin beşte dörtlük bir miktarı arazi sahibine aittir (Bilmen, a.g.e. IV, 102).

Müslüman olmayan bir ülkeden kalkıp, izinsiz olarak İslâm ülkesine girmiş bir “harbî”* nin, İslâm diyarında bulduğu madenlerin tamamı “fey”* hükmündedir. Bu sebeple bu harbinin bulduğu herşey elinden alınır ve hazineye devredilir. Şayet müslüman olmayan kişi, turist gibi İslâm ülkesine izinli giren “müste’min” ise, yine o kişinin bulduğu define de elinde bırakılmaz ve hepsi alınır. Buna karşılık hükümetin müsadesiyle, defineyi çıkarmaya çalıştıysa, anlaşma şartlarına göre hareket edilir. (Bilmen, a.g.e., IV, 103)

Üzerinde İslâmî bir işaret, meselâ kelime-i şehadet, Kur’ân’dan bir âyet veya müslüman bir hükümdarın ismi bulunan bir define bulunursa, bu define “lukâtâ* (yitik mal) hükmündedir. Buna mukabil üzerinde cahiliye devrine ait olduğunu gösteren işaret bulunan veya bir müslümana ait olmadığına dair kesin bir işaret bulunan defineler, yine beşe ayrılır ve beşte biri hazineye, geri kalanı bulana verilir. Fakat bu defineyi bulan kişi, harbî veya müstemin ise buldukları define ellerinden tamamen alınır ve hiçbir pay verilmez. Aynen madenlerde olduğu gibi(el-Mevsılî, el-İhtiyar, İstanbul 1980, I, 117-118)

Madenlerde olduğu gibi, eğer bir kişi defineyi kendisinin malı olmayan bir yerde, yani mülk olmayan dağ, sahra gibi sahipsiz bir yerde bulduysa, bulduğu definenin beşte biri hazinenin, geri kalanı da kendisinin olur. Fakat bu define, mülk olan arazide bulunduysa, yine beşte biri hazineye, geri kalanı ise, bu arazinin müslümanlarca ilk defa fetholunduğunda İslâm devlet başkanı tarafından kime verilmişse, o kişiye veya vârislerine verilir. Varis de yoksa, bu define tamamen hazineye devredilir. (el-Mevsılî, a.g.e., I,118). İslâmî mi, yoksa cahiliyye dönemine mi ait olduğu kesin belli olmayan ve üzerinde açık bir işaret bulunmayan define, cahiliyet definesi hükmüne tabi olur. Başka bir görüşe göre ise, bu defineler de İslâmî definelerden sayılırlar.

Bir müslüman veya zımmî İslâm ülkesi olmayan bir ülkeye (dâru’l harb’e)* izinli olarak girip burada bir define bulsa, bu definenin tamamı bulana ait olur. İslâm devleti bundan birşey almaz. Fakat kuvvet ve cesaret sahibi bir topluluk böyle bir ülkeye gidip, defineyi bulmayı ve almayı başarsalar, bu definenin beşte biri hazine için alınır. Çünkü bu şekliyle elde edilen mallar ganimet sayılır. Aynı şekilde dâru’l-harbe giren müslüman veya zımmî, oradaki evden bir define bulsa, bu definenin tamamını evin sahibine iade eder. Aynı hüküm, sahibli arazide bulunan defineler için de geçerlidir. Çünkü aksine hareket etmek, hıyanet ve zulüm sayılır. (Şeyhîzade, Mecmau’l-Enhur, İstanbul 1301, I, 207)

Denizden çıkarılan her türlü definenin tamamı çıkarana aittir. Bu görüş İmam-ı A’zam ve Muhammed’e göredir. Ebu Yusuf’a göre ise, denizden çıkarılan definelerin de beşte biri hazineye alınır.

YORUM2
Define Nedir? Nasıl Aranır?

Define :isim (defi:ne) Arapça def³ne ; Toprak altına gömülerek saklanmış para veya değerli şeyler, gömü. (TDK)

Definecilik ve arkeolojide kazıya başlamadan önce ilk çalışması yüzey araştırması yapma ve bulduğu bulguları değerlendirme işidir.

İnsanlar yaşadıkları topraklarda iz bırakırlar, orijinal doğaya yapılan her bir müdahale bir iz bir tabaka oluşturur.Bu tabakaların üzerinde ne kadar zaman geçerse geçsin orijinal doğya göre farklılık oluşturur. Bu farklılıklar aşağıda anlattığımız şekillerde anlaşılır.

müdahale edilmiş ve orijinali bozulmuş tabaka üzerinde yetişen bitki boyları sap kalınlıkları, köklerin kalınlıkları orijinal tabii katmana göre farklı olur. yumuşaktır kolay ve rahat kazılır. Yine insanlar tarafında müdahele edilmiş kayaların yüzeylerinde oluşan yosun tabakası açık renkli ve gençtir.

Şahis gömüleri ve kaya mezarları direkt olarak kaya içine yapıldığından kayaların yüzeyinde oluşan farklı tabakaları titizlikle incelenmelidir. bu tür yerlerin sonrada kapatılan kaya etrafında kirli beyaz yada yeşilimtırak renkte bir katman oluşur.

Yer altına gömülen muhtelif maddenler (altın hariç) zaman içinde yanar ve olarak gaz oluşturur, bu gaz yer yüzüne çıkmak için üst katmanları zorlar ve katmanın zayıf noktasına sızarak atmosfere dağılır, bu tür gazın sızdığı yerde bitki tabakası farklı olur, ya ot yetişmez, toprak yapısı çorak gibi dir, ya erken sararır, erken kurur kurumasa bile renkleri sarıya yakın yeşillikte olur.

Kışın karın lapa lapa yağdığı zaman yüzeysel araştırma yapmak çoğu zaman başarıya götürür.Toprak yüzeyine sızan gaz karın erken erimesine yada kar tutmamasına nedenolur. kar tutsa bile kendi çevresine göre geç tutar erken erir,

Doğal tabakaya göre farklılık oluşturan her bir tabaka bulgu birer ip ucudur, bu ip uçlarının sağlıklı bir biçimde değerlendirilmesi gerekir.

Görüldüğü gibi definecilik kolay bir iş değil,bilgi tercube ve titiz bir çalışma ister, bu nedenle araştırma yapılan alanlar üzerinde orijinal doğaya aykırı olan, insanların müdahalesi sonucunda oluşan katmanlara odaklanmalıdır